İLK TÜRK DEVLETLERİ VE KOMŞULARI - TARİH 9 4. ÜNİTE İLK VE ORTA ÇAĞLARDA TÜRK DÜNYASI 5. KONU


Tarih ders notları, yks tarih ders notları, ayt tarih ders notları, tyt tarih ders notları, tarih özet, tarih 9 ders notları, tarih 10 ders notları, tarih 11 ders notları, inkılap tarihi ders notları, çağdaş Türk ve dünya tarihi ders notları, güncel tarih ders notları, özet konu anlatım, kısa tarih, yeni kitaba göre hazırlanmış ders notları, yeni müfredat tarih , tarih pdf

İLK TÜRK DEVLETLERİ VE KOMŞULARI 

Yerleşik Toplumların Konar-Göçerlere Karşı Savunma Duvarları
İlk Türk Devletlerinin Ticari Politikaları

İlk Türk Devletlerinde Serbest Ticaret Pazarı
İLK TÜRK DEVLETLERİ VE KOMŞULARI 

Hunlar; başta Çin olmak üzere yerleşik toplumlara kürk, at, et, deri, silah satmışlar, karşılığında ise ipek, çay ve tahıl ürünleri almışlardır. 
Güçlü oldukları dönemlerde ise İpek Yolu’nun uluslararası ticaretine katılmışlar ya da bu yolu kontrol altına almışlardır.
Türk toplulukları; ipek, buğday ve pirinç gibi ekonomilerinin eksiği olan temel ürünleri zaman zaman Çin’den hediye ve vergi olarak temin etmiştir.

Kök Türkler’in, Çin ile ilişkilerinin yanında batısında bulunan Sasani ve Bizans İmparatorluklarıyla da ilişkileri olmuştur.

Batı Kök Türklerine vergi vermeye başlayan Sasani Hükümdarı Anuşirvan, Maveraünnehir ticaret yolunu tamamen eline geçirmek istemiştir.
İstemi Yabgu, kendisine karşı düşmanca tutum takınan Sasani hükümdarına karşı Bizans İmparatorluğu ile temasa geçmiş ve 567 yılında İstanbul’a bir elçi heyeti
yollamıştır. 
Tarihte Orta Asya’dan İstanbul’a gönderilen bu ilk heyete karşılık Bizanslılar da İstemi Yabgu’nun ülkesine elçi göndermiştir. 

Böylelikle meydana gelen Türk-Bizans ittifakı, Sasani İmparatorluğu’nu zor durumda bırakmıştır.

YERLEŞİK TOPLUMLARIN KONAR- GÖÇERLERE KARŞI SAVUNMA DUVARLARI 

Yerleşik toplumların konar-göçerlerden korunmak için belli yöntemleri vardır.
Bu yöntemler önleyici saldırılara girmek, aralarına girip fitne sokmak, en uzak ve en az tehlikeli olanları en yakın, dolayısıyla en tehlikeli olanların üstüne salmak ve sınır bölgelerinde onlara federe bölgeler vermeyi denemektir.
Tüm bu yöntemlere karşın ilk anda akla gelen yöntem yine de uygulanır. Bu yöntem stratejik noktalara kaleler dikmek ve hatta olabilirse dalgakıranlar gibi atlıların saldırılarına karşı duracak bir savunma hattı, bir duvar inşa etmektir.
Çok önceleri Çinliler; Hunlar olarak adlandırdıkları kavme karşı küçük kaleler dikerler, daha sonra büyük Çin İmparatoru Çin Şi Huang Ti (Çe Huang Ti) bu tabyaları birleştirerek sürekli onarılan, gözden geçirilen, büyütülen mimari bir şaheser olan Çin Seddi’ni kurar. 
İranlılar da bozkır sınırlarına kendi barikatlarını dikerler.

İLK TÜRK DEVLETLERİNİN TİCARİ POLİTİKALARI

Eski Türk topluluklarında ve devletlerinde ticaret, büyük 
ölçüde “değiş tokuş” esasına dayanmaktaydı.
Türkler, değiş tokuş için en çok atı kullanmışlardı.
Yaptıkları ticarette parayı da kullanan Türkler; özellikle Bizans, Çin ve Sasani gibi komşu ülkelerden vergi, haraç ve savaş tazminatı adı altında temin ettikleri paralarla ihtiyaçları olan malları satın alırlardı. 
Türkler, satir adını verdikleri ve diske benzeyen bu gümüş parayla ticarette ödeme yapmışlardı.
Milletler arası ticarette Türkler, genellikle Soğdlu tüccarları himayelerine alarak kullanmış iseler de zamanla Hun, Kök Türk, Uygur devletlerinde de tüccar grupları oluşmaya başlamıştır.
Soğd ve Araplar gibi yabancı tüccarların Türk ülkesinde temsilcilikleri olduğu gibi Türk tüccarlar da yabancı ülkelerde temsilcilikler açmıştır.

Türk devletleri gelip geçen kervanlardan “geçiş vergisi” almıştır. Özellikle Çin ipeğinin Batı’ya satışından önemli kârlar elde etmişlerdir.
İpek Yolu’nda ticaretin çok iyi ve bol kazançlı olması, Türklerle komşuları arasında mücadelelere sebep olmuştur. 
Örneğin Kök Türkler, Sasanilerle işbirliği yaparak İpek Yolu ticaretini elinde bulunduran Ak Hun (Eftalit) Devleti’ne 557 yılında son vermiştir.
Uygur kağanları, Çin’e daha fazla mal satabilmek için siyasi ve askerî güçlerini bir baskı aracı olarak kullanmışlardır.
Uygurlar, alım satım ve borç alıp vermede belirli bir para ve ölçü sistemine sahip olmuştur. Borç olarak alınan mal ve para faiz karşılığında genellikle ilkbaharda alınmış ve ürünün kaldırıldığı sonbaharda ödenmiştir. Bu faaliyetler Türklerde bankacılığın temelini teşkil etmiştir.

Hazar Devleti kuvvetli ordusu ile VII ve IX. Yüzyıllar boyunca Doğu Avrupa'da tam manasıyla bir "Hazar Barış Çağı" gerçekleştirmiştir. 
Gök Tengri inancına mensup olan Hazarların milletlerarası sıkı ilişkileri
sonucunda ülkelerinde İslamiyet, Hristiyanlık ve Musevilik de yayılmıştır. 
Hazar barışının sağladığı rahatlık ve huzurla gelişen ticari faaliyet, tarihin önemli olaylarından biridir. 
Bu süreçte refah içinde yaşayan Hazarlar; bal, mum, un, kadife ve kürk ticareti yapmışlar; arıcılık ve balmumu ticareti ile uğraşmışlar, denizde ve nehirlerde gemiler işletmişlerdir

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE SERBEST TİCARET PAZARI

Tarihî kayıtlara göre ilk serbest ticaret pazarı, Asya Hun Devleti ile Çin arasında kurulmuştur.
Avrupa Hun Hükümdarı Attila da serbest ticaret pazarlarına önem vermiştir. Bizans şehirlerinde serbest ticaret pazarları kurulmuştur.
Tıpkı Attila gibi Bilge Kağan da serbest ticaret pazarlarının önemini çok iyi kavramış bir devlet adamıydı. 
Bilge Kağan, savaşlara son verip Çin ile olan ilişkilerini karşılıklı dostluk ve barış
temeline oturttuktan sonra tarihin önüne çıkardığı fırsatlardan yararlanarak bu ülkeden bazı ticari imtiyazlar koparmıştır. 
Bu imtiyazların en önemlisi, bazı Çin şehirlerinde serbest ticaret pazarlarının kurulması idi.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

2019- 2020 TARİH DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANLAR