KANUNİ DÖNEMİ - TARİH 10 5. ÜNİTE DÜNYA GÜCÜ OSMANLI (1453-1595) 5. KONU

Tarih ders notları, yks tarih ders notları, ayt tarih ders notları, tyt tarih ders notları, tarih özet, tarih 9 ders notları, tarih 10 ders notları, tarih 11 ders notları, inkılap tarihi ders notları, çağdaş Türk ve dünya tarihi ders notları, güncel tarih ders notları, özet konu anlatım, kısa tarih, yeni kitaba göre hazırlanmış ders notları, yeni müfredat tarih , tarih pdf

İÇİNDEKİLER


KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİ SİYASİ OLAYLARI
XVI. YÜZYILDA OSMANLI-HABSBURG MÜCADELESİ VE SONUÇLARI
DOĞUDA HÂKİMİYET KURULMASI
XV ve XVI. YÜZYILLARDA OSMANLI EKONOMİK POLİTİKALARI
Osmanlı-Fransız İlişkileri ve Kapitülasyonlar

DÜNYA GÜCÜ: OSMANLI
OSMANLI DEVLETİ’NİN XV VE XVI. YÜZYILLARDA İZLEDİĞİ SİYASET VE ETKİLERİ

Reform Hareketleri

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN 1520- 1566

Osmanlıların “Kanuni”, Avrupalıların ise “Muhteşem” sıfatını verdikleri I. Süleyman, 46 yıl padişahlık yapmıştır. Osmanlı’da en uzun sure padişahlık yapan kişlidir.
Kanuni, mevcut kanunlara riayet etmiş, adaletten hiç taviz vermemiş, uygulamaya koyduğu kanunlarda hak ve hukuku gözetmiştir. Tüm bunlar kendisine “Kanuni” unvanını kazandırdı.
Yavuz Sultan Selim hükümdarlığında en zengin dönemini yaşayan Osmanlı hazinesi, Kanuni Dönemi’nde uzun süren seferler yüzünden ilk kez açık verdi.
Not : Günümüzde Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü kanun yapıcıların portrelerinin yer aldığı ABD Kongre Binasında portresi bulunmaktadır. 



XVI. YÜZYILDA OSMANLI-HABSBURG MÜCADELESİ VE SONUÇLARI

Yavuz Sultan Selim’in vefatından sonra yerine, tahtın tek varisi olan I. Süleyman (Kanuni) geçti (1520). Kanuni Avrupa siyasetinde etkin olmak istiyordu. 
XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Doğu ve Orta Avrupa’daki en büyük rakibi Avusturya oldu.
Avusturya Kralı Ferdinand, Roma-Germen İmparatoru Şarlken’in aynı zamanda kardeşi idi. Bu durumdan cesaret alarak Osmanlı Devleti’nin Avrupa’da ilerlemesine karşı çıkıyordu. 

Kanuni, ilk olarak Orta Avrupa’nın giriş kapısı niteliğinde olan Belgrad’ı 1521 yılında fethederek önemli bir üs merkezi edindi ve Macaristan ile sınır oldu.

1526’da Mohaç Meydan Savaşı 

Osmanlı Devleti 1526’da Mohaç Meydan Savaşı’nı  kazanması sonucu Macar Kralı II.Layoş öldürüldü ve Macaristan da Osmanlı hâkimiyetine girdi.
Bu durum Osmanlı-Avusturya savaşlarının başlamasına neden oldu. 
Çünkü Macaristan Kralı II. Layoş ile Avusturya Kralı Ferdinand’ın akrabalık bağları vardı.
Osmanlı Devleti, Macaristan’ı doğrudan Osmanlı topraklarına katmadı. 
Macar yerli halkından biri olan Jan Zapolya’yı, Macar kralı olarak atadı. Ancak Ferdinand bu duruma karşı çıktığı gibi, yeni Macar Kralını da tahttan indirdi. 

Bu durum Osmanlı-Avusturya savaşlarının başlamasına neden oldu.

1533 İstanbul Antlaşması 

Osmanlı Devleti, 1529’da Viyana’yı kuşatsa da bir sonuç elde edemedi. 
Bu olaydan sonra Ferdinand yeniden Macar topraklarına saldırdı. 
Bu durum karşısında Osmanlı Devleti, Almanya seferini başlatarak hem Ferdinand’a hem de Şarlken’e iyi bir ders vermek istedi. 
Ancak Osmanlı Devleti’nin karşısına hiçbir güç çıkmaya cesaret edemedi. 
Avusturya ile Osmanlı arasında 1533 yılında İstanbul Antlaşması yapıldı.
Antlaşma’ya göre:
Avusturya arşidükü, protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk sayılacaktır
Ferdinand, Macaristan üzerinde hak iddia etmeyecek ve elinde bulundurduğu Macar toprakları için Osmanlı Devleti’ne vergi ödeyecektir.
1541 yılında Kanuni, Macaristan’ı doğrudan Osmanlı topraklarına kattı.


DOĞUDA HÂKİMİYET KURULMASI 
1555 Amasya Antlaşması

Safevi Hükümdarı Şah İsmail vefatından sonra  yerine geçen oğlu Şah Tahmasb da Şii propagandaları yaparak Anadolu’da karışıklık çıkarmaya çalıştı. 
Osmanlı Devleti aleyhine Venedik ve Avusturya ile anlaşma yaptı.
Bu gelişmeler üzerine Kanuni 1534, 1548 ve 1553’te İran üzerine üç sefer düzenledi.
1555’te iki ülke arasında “Amasya Antlaşması” yapıldı. Antlaşmaya göre;
Osmanlı Devleti ile İran arasındaki ilk resmî antlaşmadır.

Tebriz, Erivan, Bağdat, Irak ve Doğu Anadolu Osmanlı Devleti’ne bırakıldı. 

XV ve XVI. YÜZYILLARDA OSMANLI EKONOMİK POLİTİKALARI

Akdeniz ve Karadeniz arasında bağlantının kurulması, İpek ve Baharat Yolları’nın büyük ölçüde denetim altına alınması, Osmanlı ticari faaliyetlerine ivme kazandırdı. 
Fatih Sultan Mehmet, Venediklilerle uzun vadeli ticaret yapmak amacıyla kendilerine, İstanbul’da balyos (elçi) bulundurma hakkı verdi ve birtakım gümrük kolaylıkları sağladı.
İstanbul, doğu ve batı tüccarlarının bir araya geldiği uluslararası bir pazar niteliğindeydi. Bursa, Kahire, Edirne ve Selanik önemli ticaret merkezleriydi. 
Doğu ülkelerinden Avrupa’ya giden malların bir kısmı İskenderun ve Suriye limanlarından sevk edilmeye başlandı. 

Bu nedenle Akdeniz’deki gemi ticareti oldukça önem kazandı.

Osmanlı-Fransız İlişkileri ve Kapitülasyonlar

Kanuni Sultan Süleyman Avrupa’da oluşan ittifakları parçalamak, 
Şarlken’e karşı bir denge unsuru oluşturmak amacıyla Fransa’ya destek verdi. 
Öte yandan Hint deniz ticaret yolunun bulunmasıyla canlılığını kaybeden Akdeniz ticaretini yeniden canlandırmak isteyen Kanuni, Fransa’ya bazı ticari ve hukuki ayrıcalıklar vererek onlarla stratejik ortaklık kurmayı planladı (1535). 
Türk tüccarlarını da aynı haklardan yararlandırdı.
Osmanlı Devleti’nin “İmtiyaz-ı Mahsusa”, Fransızların “kapitülasyon” dedikleri ayrıcalıklara göre;
Fransa, Akdeniz’de düşük gümrük vergisi ödeyerek serbestçe ticaret yapabilecektir.
Fransızlara ait ticari ve hukuki davalara İstanbul’a gönderilen bir yargıç bakacaktır.
Antlaşma her iki hükümdarın hayatta kaldığı sürece geçerli olacaktır.

Osmanlı- Habsburg İmparatorluğu İlişkileri: 

Akrabalık ilişkileri sonucu kurulan Habsburg İmparatorluğu (Macar, Avusturya ve Alman krallığı) XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin en büyük rakibi oldu. 
Kanuni Sultan Süleyman ilk olarak 1521’de Belgrad’ı ele geçirdi.
Kanuni daha sonra Habsburg İmparatorluğu ile mücadele hâlinde olan Fransa’ya destek verdi. 
Böylece Fransa’yı yanına çekerek Avrupa Hristiyan birliğini zayıflatmak istedi.
Fransa ile Habsburg İmparatorluğu arasında yapılan savaşta, Fransa Kralı I. Fransuva, Alman İmparatoru Şarlken’e esir düştü. 
I. Fransuva’nın annesi Kanuni’den yardım istedi. 
Kanuni gerek Fransa kralını esaretten kurtarmak ve 
Almanya’nın en büyük müttefiklerinden olan Macarları saf dışı bırakmak amacıyla Macaristan üzerine yürüdü. 
1526 yılında gerçekleşen Mohaç Savaşı sonrasında Macar Kralı öldürüldü. 
Macaristan, Osmanlı Devleti denetimine girdiği gibi, Almanya da I. Fransuva’yı serbest bırakmak zorunda kaldı. 
Macaristan’ın Osmanlı Devleti denetimine girmesi Habsburg İmparatorluğu’nun diğer bir üyesi olan Avusturya ile uzun yıllar sürecek olan savaşlara neden oldu.
Osmanlı Devleti, Habsburg İmparatorluğu’na karşı Almanya’da patlak veren mezhep savaşlarında Protestanlara da destek vererek Avrupa’daki mezhep savaşlarını körükledi.
Böylece Habsburg İmparatorluğu’nu siyasi ve askerî yönler dışında dinî yönden de zayıflatmak istedi.

Osmanlı-İspanya İlişkileri: 

XVI. yüzyılın başlarında İspanya Krallığı, gerek Katolikliğin savunucusu olarak gerekse dünya imparatorluğu kurma arzusuyla Akdeniz’de faaliyetlere başladı.
Ancak Osmanlı Devleti’nin hem karada hem de denizde batıya doğru ilerleyişi, kısa sürede iki devleti karşı karşıya getirdi.
Osmanlı Devleti, bu mücadelede İspanya’yı yalnız bırakmak amacıyla Fransa, Venedik ve Cenevizlere birtakım ticari ayrıcalıklar verdi. 
XVI. Yüzyılda genelde Akdeniz’de gerçekleşen rekabet Osmanlı Devleti lehine sonuçlandı.

Osmanlı-Portekiz İlişkileri: 

XV ve XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti, Portekizlilerle hem Akdeniz’de hem de Atlas ve Hint okyanuslarında büyük bir rekabete girişti. 
Osmanlı Devleti, Akdeniz’de güçlü bir donanma kurarak Portekizlilerle kıyasıya bir mücadeleye başladı. 
Diğer yandan Hint ve Atlas okyanuslarında Portekiz hâkimiyetini kırmak için Hint Deniz Seferlerini başlattı. 
Osmanlı Devleti her ne kadar okyanuslarda Portekiz hâkimiyetini kıramadıysa da XVI. yüzyıl sonunda Portekizlilerin Akdeniz’deki varlığına son vermeyi başardı.

Osmanlı-Venedik İlişkileri

Fatih Dönemi’nde Osmanlıların Ege Adalarını ele geçirmeleri, bölgede çıkarları zedelenen Venediklilerin Osmanlı Devleti’ne savaş açmalarına neden oldu. 
Bu savaşlar boyunca (1463-1479)  Osmanlılar Eğriboz başta olmak üzere birçok adayı ele geçirdiler. Savaşın sonunda barış yapıldı.
Antlaşma ile Venediklilere birtakım ticari ayrıcalıklar verildi. Fatih, bunu yaparak hem bölge ticaretini canlı tutmayı hem de Batı’nın en güçlü denizci tüccar devletinin gücünü yanına çekip onu, Avrupa Hristiyan birliğinden ayırmayı amaçladı.
Fatih Dönemi’nden sonra, Osmanlıların Akdeniz’de her geçen gün hâkimiyet alanlarını genişletmeleri Venediklileri rahatsız etti. 

Bundan sonra Venedikliler Osmanlılara karşı oluşturulan Haçlı ittifaklarında yer aldılar.

Osmanlı-Ceneviz İlişkileri

Cenevizler, XI. yüzyıldan XVIII. yüzyıl sonlarına kadar İtalya Yarımasında , bugünkü Cenova civarında hüküm sürmüş bir şehir devleti idi.
İlk olarak Orhan Bey Dönemi’nde, Osmanlılar ile Cenevizliler arasında yoğun bir ticari ilişki başladı.
Osmanlı Devleti, Cenevizlere verdiği ayrıcalıklarla boğazlar çevresinde Osmanlı Devleti aleyhine oluşturulan Bizans-Venedik ittifakını bozmak istedi.
İstanbul’un Fethi ve sonrasında Cenevizliler, Osmanlı Devleti’ne karşı olumsuz tavır takınmaya başladılar.
Fatih Dönemi’nde, Karadeniz’de Cenevizlerin en büyük kolonilerinden biri olan Kırım ve Kefe’nin ele geçirilmesi sonucu Osmanlı Devleti; Karadeniz’de üstünlüğü ele geçirdi. 
Cenevizler, Osmanlılara karşı düzenlenen Haçlı ittifaklarında yer almışlarsa da, Osmanlılarla ticari ilişkilerini koparmamaya gayret göstermişlerdir

Osmanlı-Safevi İlişkileri
Fatih’in 1473’te Akkoyunlu Devleti ile yaptığı 
Otlukbeli Savaşı sonrasında Akkoyunlu Devleti dağılma sürecine girdi. 
1502 tarihinde Akkoyunlu Devleti’ne son veren Safeviler bölgede büyük bir güç hâline geldi. 
Osmanlı-Safevi ilişkileri ilk olarak, II. Bayezid Döneminde başladı.
Safeviler, bu dönemde Anadolu’da Şah Kulu İsyanı’nı çıkarttılar. 
Yavuz Sultan Selim, hükümdar olduktan sonra ilk iş olarak Safevi, dolayısıyla Anadolu’ya yönelik Şii tehdidini ortadan kaldırmayı hedefledi. 
Bu sebeplerle yapılan 1514 Çaldıran Savaşı’nı  Osmanlı Devleti kazandı. Böylece 
Anadolu’ya yönelik Şii tehdidinin büyük ölçüde önüne geçilmiş oldu.

Kanuni Dönemi’nde İran üzerine yapılan üç sefer sonrasında, Safeviler barış istemek zorunda kaldı. Böylece batıya yapılacak seferler için uygun bir ortam hazırlandı.

Osmanlı-Memlûklu İlişkileri

XVI. yüzyılda iki ülke arasında  Türk ve İslam dünyasının liderliği konusunda kıyasıya bir mücadele vardı.
Abbasi halifesinin Memlûkların koruyuculuğunda olması, onlara İslam dünyasında ayrı bir itibar sağlıyordu.
Osmanlı-Memlûklu rekabeti, II. Bayezid Dönemi’nde savaşa dönüştü. Savaş sonunda Memlûklular hâkimiyet alanlarını Anadolu’nun güneyine kadar genişlettiler. 
Yavuz Sultan Selim padişah olduktan sonra iki ülke arasında önce 1516 Mercidabık, daha sonra 1517 Ridaniye savaşları yaşandı. 

Bu iki savaş sonrasında Memlûkluların siyasi varlığına son veren Osmanlılar hem Türk İslam dünyasının tek lideri oldu hem de halifeliği ele geçirdi.


OSMANLI DEVLETİ’NİN XV VE XVI. YÜZYILLARDA İZLEDİĞİ SİYASET VE ETKİLERİ

Osmanlı Devleti de Roma Katolik Kilisesini Hristiyan dünyasında yalnız bırakmak ve Avrupa Hristiyan birliğini parçalamak amacıyla çeşitli tedbirler aldı.
Osmanlı Devleti kuruluş Dönemi’nden izlemiş olduğu adaletli ve hoşgörülü politika sayesinde Balkan halkının güvenini kazandı.
Hatta başta Bosna ve Hersekliler olmak üzere birçok Balkan halkı gönüllü olarak Müslümanlığı tercih etti.
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra şehirdeki tüm gayrimüslimlere inanç ve ibadet özgürlüğü tanıdı. Katolik Roma Kilisesine karşı, Ortodoksları himaye edecek Hristiyan birliğini bozmayı amaçladı.

Kanuni, Reform hareketlerinin Osmanlı Devleti’nin yararına olduğunu düşündü. Luther’e ve Protestanlara destek verdi. 

Reform Hareketleri 

XVI. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa’da 
Katolik Kilisesinin aşırı zenginleşmesi
Yozlaşması, 
Siyasetle ve dünyevi etkinliklerle daha fazla ilgilenmeye başlaması birçok din adamı ve halkın tepkisine yol açtı.
Bu durum başta Almanya olmak üzere Fransa, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkelerine yayılan Reform hareketlerine neden oldu.
Almanya’da Reform hareketlerinin öncüsü, ilahiyatçı Martin Luther (Martin Luter) oldu. Luther 1517’de yayımladığı bildiride kilisenin yaptığı yanlışlara vurgu yaptı. 
Luther’in düşüncelerinden etkilenen fakir Alman köylüleri ve şövalyeler ayaklanma başlatarak kilise topraklarına ve mallarına saldırdılar. 
Lutherciler’in ayaklanmalarından endişelenen Alman İmparatoru Şarlken, Reform Hareketlerinin yayıldığı yerlerde kalmasına dair bir karar çıkarttı (1529). 
Şarlken’in bu kararını beş Alman prensi ve on dört şehir protesto etti. 
Bu yüzden Luther taraftarlarına “Protestan” adı verildi. 
Şarlken ve Luther taraftarları arasında yirmi beş yıl süren savaşlar oldu. Bu savaşlar sonunda “Augsburg Antlaşması” ile Protestanlara inanç serbestliği tanındı (1555).
Reform Hareketleri sonucunda Avrupa’da mezhep birliğinin bozulması, Otuz Yıl Savaşlarının başlamasına neden oldu (1618-1648). 1648 Vestfalya Antlaşması ile savaş sona erdi.
Savaş sonrasında Almanya zayıfladı, Fransa güçlendi. İngiltere’de ise I. Elizabeth (Elizabet) mutlak monarşi anlayışını ülkesinde daha da güçlendirmeye çalıştı.

Reform Hareketleri ve Osmanlı

Reform hareketleri Osmanlı Devleti’nde etkili olamadı. 
Çünkü Osmanlı topraklarında yaşayan Hristiyanlar, din ve vicdan özgürlüğüne sahiplerdi.
Osmanlı Devleti, Avrupa’daki Reform hareketleriyle siyasi açıdan ilgilendi. 
Dönemin hükümdarı Kanuni, Luther’e ve Protestanlara destek verdi. 
Avrupa’daki karışıklıklardan faydalanarak Viyana önlerine kadar ilerledi.

Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’daki Müslümanlara yönelik himaye politikaları 

Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’daki hâkimiyeti 1517’de Mısır’ın fethiyle başladı
İspanyolların Kuzey Afrika’yı ele geçirme ihtimalleri karşısında ünlü Türk denizcileri Oruç Reis ile Hızır Reis, bu bölgelerde Türk hâkimiyetini tesis etme hedefine yöneldiler. 
İlk olarak Cezayir’i denetimleri altına aldılar. 
Oruç Reis’in ölümünden sonra Kanuni Dönemi’nde Osmanlıların hizmetine giren Hızır Reis (Barbaros Hayrettin Paşa), Cezayir’i Osmanlı topraklarına kattı (1529)
Barbaros’un ölümünden sonra yerine Turgut Reis geçti. Turgut Reis, Saint Jean (Sen Jan) şövalyelerinin denetiminde olan Trablusgarp’ı (1551), bir süre sonra da Tunus’u (1574)  alarak Osmanlı topraklarına kattı.


Not: Ünitenin devamına www.tarihkursu.com /ders notları bölümünden ulaşabilirsiniz.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DENGE STRATEJİSİ (1774-1914) 1. BÖLÜM SLAYT

22- YERLEŞME VE DEVLETLEŞME SÜRECİNDE SELÇUKLU TÜRKİYESİ,ANADOLU'DA KURULAN İLK TÜRK BEYLİKLERİ, TÜRKİYE SELÇUKLULARI