OSMANLI DEVLETİ’NİN SON DÖNEMLERİNDE EKONOMİK HAYAT - TARİH 11 5. ÜNİTE SERMAYE VE EMEK 3. KONU

Tarih ders notları, yks tarih ders notları, ayt tarih ders notları, tyt tarih ders notları, tarih özet, tarih 9 ders notları, tarih 10 ders notları, tarih 11 ders notları, inkılap tarihi ders notları, çağdaş Türk ve dünya tarihi ders notları, güncel tarih ders notları, özet konu anlatım, kısa tarih, yeni kitaba göre hazırlanmış ders notları, yeni müfredat tarih , tarih pdf

İÇİNDEKİLER


OSMANLI DEVLETİ’NİN SON DÖNEMLERİNDE EKONOMİK HAYAT

Dış Borçlar Sorunu
Düyûn-ı Umûmiye İdaresinin Kuruluşu

İttihat ve Terakki’nin Millî İktisat Politikası

Düyûn-ı Umûmiye İdaresinin Kuruluşu

1875 yılına gelindiğinde Osmanlı Devleti artık 
Batılı devletlerden ve bankerlerden borç alamayacak duruma geldi.
“93 Harbi” olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra gerçekleşen 1878 Berlin Konferansı’nda ele alınan konulardan biri Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını ödemesiydi. 
1879’da bir araya gelen taraflar anlaşma kararı aldı. 
Alınan borçlanma kararlarına göre Rüsum-ı Sitte (altı vergi) adıyla anılan vergileri toplamak üzere Rüsum-ı Sitte İdaresi kuruldu.
Rüsum-ı Sitte İdaresinden istenilen sonuç elde edilemedi. 
Osmanlı Devleti, alacaklı tarafların temsilcileri ile 1881’de yapılan toplanarak bir anlaşma yaptı. 
Bu anlaşmada alınan kararlar hicri Muharrem ayında ilan edildiğinden, “Muharrem Kararnamesi” adıyla anıldı.

II. Abdülhamit döneminde 
“Muharrem Kararnamesi” doğrultusunda “Düyûn-ı Umûmiye İdaresi” kuruldu.
İstanbul merkezli komisyonda İngiltere, Hollanda, Fransa, Almanya, Avusturya,
İtalya ve Osmanlı Devleti’nden birer üye bulunuyordu.
Meclisin her yıl hazırladığı bütçe hükümetçe onaylandı.
1882 yılında çalışmalarına başlayan meclis, kendisine bağlanan vergileri doğrudan toplamakla yetkiliydi.
Dış borçlar sorunu Millî Mücadele sonrasına kadar sürdü. 
1923’te Lozan Barış Antlaşması’nda dış borçlar meselesi tekrar ele alındı. 
Türkiye Cumhuriyeti kendi payına düşen borçları taksitlendirdi. Son taksit 1954’te Adnan Menderes Dönemi’nde ödendi.

İttihat ve Terakki’nin Millî İktisat Politikası

Alman iktisatçı Frederich List’in (Frederik List) korumacı millî ekonomi düşüncesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti liderleri arasında itibar görmeye başladı. 
Cemiyete göre millî burjuvazi oluşturulmadan ekonomik kalkınma olamazdı. 
İttihatçılar bu kapsamda, yabancı burjuvazinin yerine Türk ve Müslüman burjuvazisinin geçmesini hedefledi.
I. Dünya Savaşı’na girdikten sonra bütün dünyada olduğu gibi iç ve dış ticarette büyük sıkıntılar yaşandı.
Zor şartları ganimet bilen bazı fırsatçı tüccarlar, malları depolayıp el altından yüksek fiyatla piyasaya sürmekteydi. 
Bu sorunlarla mücadele edecek kurumların başında gelen İstanbul Şehremaneti (İstanbul Belediyesi) ise modern bir belediye olarak örgütlenemediği ve sorunları çözemediği için İttihat ve Terakki Cemiyeti yeni düzenlemelerle belediye hizmetlerini modernize etti.

Millî İktisat Politikası Çerçevesinde Atılan Adımlar

1914’te kapitülasyonlar kaldırıldı ve Düyûn-ı Umûmiye faaliyetleri askıya alındı. 
1916’da ticari işlemlerde Türkçenin kullanılmasını zorunlu kılan bir yasa meclisten geçirildi. 
Yabancı sermayeli şirketler denetim altına alındı. 
Çıkarılan kanunlarla yeni gümrük yasaları onaylanarak yürürlüğe girdi. 
1914- 1918 yıllarında anonim şirketler (Millî Mahsulat Anonim Şirketi, Millî İthalat Kantariye Anonim Şirketi vb.) kurularak şirketlerin sayıları arttırıldı.
Devlet bankacılığı anlayışıyla yeni millî kredi kurumları oluşturuldu. Osmanlı Devleti’nde ticaretle uğraşanlar ve zanaatkârlar ile o zamana kadar vergiden muaf olan tüm yabancılar, vergiye tabi tutuldu.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DENGE STRATEJİSİ (1774-1914) 1. BÖLÜM SLAYT

22- YERLEŞME VE DEVLETLEŞME SÜRECİNDE SELÇUKLU TÜRKİYESİ,ANADOLU'DA KURULAN İLK TÜRK BEYLİKLERİ, TÜRKİYE SELÇUKLULARI