1700-1774 YILLARI ARASINDAKİ SİYASİ GELİŞMELER (TARİH 11 1. ÜNİTE DEĞİŞEN DÜNYA DENGELERİ KARŞISINDA OSMANLI SİYASETİ (1595-1774) 5. KONU )

Tarih ders notları, yks tarih ders notları, ayt tarih ders notları, tyt tarih ders notları, tarih özet, tarih 9 ders notları, tarih 10 ders notları, tarih 11 ders notları, inkılap tarihi ders notları, çağdaş Türk ve dünya tarihi ders notları, güncel tarih ders notları, özet konu anlatım, kısa tarih, yeni kitaba göre hazırlanmış ders notları, yeni müfredat tarih , tarih pdf

1700-1774 YILLARI ARASINDAKİ SİYASİ GELİŞMELER

XVIII. Yüzyılın Başlarında Osmanlı Devleti’nin Toparlanma Çabaları
Osmanlı-Rus İlişkileri
Osmanlı-Venedik-Avusturya İlişkileri
Osmanlı-Safevi İlişkileri
1768-1774 yılları arası Osmanlı-Rus Mücadelesi ve Etkileri
1700-1774 YILLARI ARASINDAKİ SİYASİ GELİŞMELER

Prut Antlaşması 1711: Osmanlı- Rusya
Pasarofça Antlaşması 1718: Osmanlı- Avusturya 
Patrona Halil İsyanı 1730: Lale Devri sona erdi
Ahmet Paşa Antlaşması 1732: Osmanlı- İran
Belgrad Antlaşması 1739: Osmanlı- Avusturya
Kapitülasyonların sürekli hâle gelmesi 1740: Fransa
Kerden Antlaşması ( Kasr-ı Şirin)1746: Osmanlı- İran
Çeşme Baskını 1770: Rusya 
Küçük Kaynarca Antlaşması 1774: Osmanlı- Rusya 

XVIII. Yüzyılın Başlarında Osmanlı Devleti’nin Toparlanma Çabaları

Osmanlı bu dönemde Karlofça (1699) ve İstanbul(1700) antlaşmalarında kaybettiği yerleri alabilmek için Rusya, Avusturya, Venedik ile mücadele etti. Ayrıca  doğu’da da İran ile mücadele etti.
Bu dönemde Padişah II. Mustafa’nın devlet işlerinden uzaklaşarak zamanının çoğunu Edirne’de geçirmesi yeniçeriler ve İstanbul halkı arasında huzursuzluğa neden oldu. 
1703 yılında büyük bir isyana dönüştü. İsyancılar İstanbul’da idareyi ele aldıktan sonra Edirne’ye gelerek II. Mustafa’yı tahttan indirip yerine kardeşi III. Ahmet’i geçirdi. (Edirne Olayı)
III. Ahmet, 1703’te Osmanlı Devleti’nin başına geçmiş, Lâle Devri boyunca padişahlık yapmıştır. Avrupa’daki gelişmeleri inceleme fırsatı bulmuş ve matbaanın Osmanlı Devleti’ne gelmesi için çok çaba sarf etmiştir.

Osmanlı-Rus İlişkileri

İsveç Kralı Demirbaş Şarl, 1709’daki Poltava Savaşı’nda 
Rusya’ya yenilince yaralı olarak Osmanlı Devleti’ne sığınmak zorunda kaldı.
Rusya hem Balkanlar’daki Slav topluluklarını Osmanlı Devleti’ne karşı isyana kışkırtıp hem de İstanbul Antlaşması’na aykırı biçimde Osmanlı sınırına kaleler yaptı. 
Osmanlı Devleti’nin İsveç Kralı’nı sınır dışı etmemesinden dolayı gergin ortam bir Osmanlı-Rus savaşına dönüştü.
1711 yılında Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu ile Kırım kuvvetlerinin Prut Irmağı kıyısındaki hücumları karşısında direnemeyen Çar I. Petro ve ordusu kısa sürede kuşatıldı.

Çar I. Petro barış istedi. Prut Antlaşması (1711) imzalandı.

Prut Antlaşması (1711)

Rusya, Azak Kalesi’ni Osmanlı Devleti’ne geri verdi ve İstanbul’da elçi bulundurma hakkından vazgeçti. 
Rusya, Lehistan’ın iç işlerine karışmayacağını ve Demirbaş Şarl’ın ülkesine serbestçe dönmesine izin vereceğini kabul etti.
Çar I. Petro, ordusunu Prut bataklıklarından kurtarmakla diplomatik bir zafer kazandı.
Prut’tan sonra Rus ordusu yönünü Kafkaslar’a, Azerbaycan’a, İran’a ve Türkistan’a çevirdi.

Osmanlı-Venedik-Avusturya İlişkileri


XVIII. Yüzyılın başlarında Venedik, Karlofça Antlaşması’na aykırı olarak Akdeniz’deki Osmanlı ticaret gemilerine zarar vermeye başladı.
Ayrıca Karadağlıları Osmanlı Devleti’ne karşı isyana teşvik edince Osmanlı Devleti, 1715 yılında Venedik’e savaş ilan etti.
Osmanlı Venedik’in eline geçmiş olan Mora Yarımadası’nı geri aldı.
Avusturya, 1715 yılında Osmanlı Devleti’nin Venedik’e savaş açmasını, Karlofça Antlaşması’nın ihlali sayıp Venedik’in yanında yer alarak Osmanlı Devleti’ne savaş açtı.

Avusturya, Petervaradin Muharebesi’nde başarılı olmasından cesaretlenerek Osmanlı topraklarında hızla ilerledi, Macaristan, Temeşvar ve Belgrad’ı ele geçirdi.
Aynı anda iki devletle savaşan Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ateşkesin sağlanamaması hâlinde Rumeli’nin de elden çıkabileceği tehlikesi üzerine savaşa son vermek istedi.
Kapitülasyonlar nedeniyle Osmanlı topraklarında çıkarları bulunan İngiltere ve Hollanda’nın arabuluculuğu ile Avusturya ve Osmanlı Devleti arasında 1718’de Pasarofça Antlaşması imzalandı. 
Aynı sene Venedik ile bir de ticaret antlaşması imzalandı.
Bu süreçte Mora Osmanlıda kaldı, Dalmaçya kıyıları Venedik’e bırakıldı.  Belgrat, Temeşvar ve Kuzey Sırbistan Avusturya’ya bırakıldı. 
Osmanlı devleti 1739 Belgrat Antlaşması ile Belgrat’ı geri aldı.

Osmanlı-Safevi İlişkileri

İran’daki iç karışıklıklar, Afganların İsfahan’dan başlattıkları İran işgali (1722), Rusların Hazar Denizi’nin batı kıyıları boyunca güney Kafkasya’da ilerleyişi (1722) Osmanlı Devleti’nin bölgeye müdahale etmesini zorunlu hâle getirdi.
Osmanlı Devleti 1723 yılında da mezhepsel baskıdan dolayı kendisinden yardım isteyen grupları himaye etmek ve İran topraklarının bütünüyle Rusya’nın eline geçmesini önlemek üzere harekete geçmişti. 
Kafkasya’ya kadar ilerleyen Osmanlı ordusu ile Rus ordusu karşı karşıya geldi. 
İki ülke arasındaki gergin ortam, Fransa tarafından giderildi ve Osmanlı Devleti ile Rusya arasında İstanbul Antlaşması (1724) imzalandı. 
Bu antlaşma ile İran’ın kuzeydeki toprakları Osmanlı ve Rusya arasında paylaşıldı.

İran topraklarını Osmanlı Devleti ile Rusya arasında paylaştıran İstanbul Antlaşması (1724), Safeviler tarafından tepkiyle karşılandı.
1725’te Osmanlı Devleti ile İran arasında cereyan eden siyasi gerginlik bir yıl sonra savaşa dönüştü. İsfahan’ı ele geçiren Nadir Han Safevilerin başına geçti ve ülke içinde birlik sağlandı.
Osmanlı kuvvetleri 1731’de Safevî kuvvetlerini bozguna uğrattı. 
1732’de imzalanan Ahmet Paşa Antlaşması ile Aras Nehri’nin kuzeyindeki Azerbaycan toprakları Osmanlılara kalırken Tebriz, Kirmanşah, Hamedan ve Luristan İran’a bırakıldı.
Nadir Han 1733’te Bağdat Seferi’ne çıktı ve Osmanlı kuvvetlerini mağlup ederek Kerkük, Necef ve Kerbela’yı ele geçirdi ama Bağdat’ı kuşattıysa da alamadı.

Osmanlı Devleti ile İran arasında uzun süren 
mücadelelerden herhangi bir sonuç alınamaması
 üzerine 1746 yılında iki devlet arasında Kasr-ı Şirin Antlaşması şartlarını içeren Kerden Antlaşması  imzalandı.
XVIII. yüzyılda Osmanlı-İran arasında yaşanan son savaşlar İran’ın başına geçen Kerim Han’ın Basra’yı işgal edip Bağdat ve çevresini yağmalaması üzerine yeniden başladı. 
İran bu savaşlar sırasında hem Osmanlı Devleti’ne kaptırdığı toprakları hem de Rusya’ya bıraktığı Azerbaycan’ı geri aldı. 
Savaşlar Osmanlı birliklerinin karşı taarruza geçerek Basra’yı geri almasıyla sona erdi.

1768-1774 yılları arası Osmanlı-Rus Mücadelesi ve Etkileri

Osmanlı Devleti ve Rusya arasında Karadeniz ve Kırım’ın hâkimiyetinden dolayı 1768-1774 yılları arasında yaşanan kara ve deniz savaşları Osmanlı Devleti’nin ağır mağlubiyeti ile sonuçlandı. 
Rusya 1770 yılında Çeşme’de Osmanlı donanmasını yaktı.
Bu mağlubiyetlerin ardından Osmanlı Devleti ile Rusya arasında için 1774 tarihli Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı.

1774 Küçük Kaynarca Antlaşması

Kırım bağımsız oldu ve sadece halkı dinî bakımdan halifeye bağlandı. Osmanlı Devleti 1792 Yaş Antlaşması ile Kırım’ın Ruslar’a ait olduğunu kabul etti.
Rus gemilerinin iki ülkenin topraklarını çevreleyen denizlerde serbestçe dolaşması kabul edildi. 
Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş tazminatı ödedi. 
Rusya, gerekli gördüğü Osmanlı Devleti yerleşim birimlerinde konsolosluklar açıp kapitülasyonlardan yararlanma hakkı elde etti.

Osmanlı-Rus mücadelesinin doğurduğu sonuçlar

Rusya’nın Baltık donanması, Çeşme’de demirleyen Osmanlı donanmasını yakarak imha etti (1770).
Bu antlaşma akabinde Osmanlı Devleti hem iç işlerinde ve hem de uluslararası ilişkilerde dış güçlerin müdahalesine açık hâle geldi.
Rusya, tarihinde ilk defa Karadeniz’e çıktı ve İstanbul dâhil bütün Karadeniz sahilleri Rus donanmasının saldırılarına açık hâle geldi. Bundan dolayı, İstanbul’u muhtemel bir saldırıya karşı korumak için Boğaz girişinde beş kale yapıldı.
Karadeniz’e açılan Rusya Boğazlar’ı da tehdit etmeye başladı. Bu durum diğer Avrupa devletlerini Osmanlı-Rus rekabetinin içine çekti.
Rusya, Osmanlı Devleti himayesindeki Ortodoks halkların koruyuculuğunu alarak sürekli Osmanlı Devleti’nin iç işlerine müdahale etme fırsatı elde etti.

Rusya, İngiltere ve Fransa’ya tanınan kapitülasyonların aynısını elde etti. Bu hak ile Ruslar “güneye inme” veya “sıcak denizlere açılma” politikasında büyük bir ilerleme kaydetti. 
Rus ticaret gemileri Karadeniz ve Akdeniz’de serbest dolaşım hakkı elde etti. Böylece Ruslar, tarihi emellerine ulaştı.
Rusların İstanbul’da daimî elçi bulundurmaları, istedikleri şehirlerde konsolosluk açmaları Osmanlı Devleti’ndeki tüm gelişmelerden haberdar olmalarını sağladı.
Ayrıca konsoloslukları sayesinde Balkan milletleri ile yakın temasta bulunarak Panslavizm politikası için uygun zemin hazırlama imkânına da kavuştu.

Osmanlı- Rusya- Avusturya savaşları

Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya mağlup olmasını bir fırsat olarak gören Avusturya, Osmanlı topraklarını ele geçirmeye başladı. Hatta Avusturya ve Rusya ittifakı kuruldu. 
Ancak 1789’da yaşanan Fransız İhtilali’nin milliyetçilik akımından etkilenen Avusturya, Osmanlı Devleti ile 1791’da Ziştovi Antlaşması’nı imzalayıp bölgesindeki gelişmelerle ilgilenmek için geri çekildi.
Rusya da Avusturya’ya benzer bir tutum içine girerek Osmanlı Devleti ile 1792’de Yaş Antlaşması’nı imzalayıp bölgesindeki gelişmelerle ilgilenmeye başladı.
Yaş antlaşması ile Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabullendik.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DENGE STRATEJİSİ (1774-1914) 1. BÖLÜM SLAYT

22- YERLEŞME VE DEVLETLEŞME SÜRECİNDE SELÇUKLU TÜRKİYESİ,ANADOLU'DA KURULAN İLK TÜRK BEYLİKLERİ, TÜRKİYE SELÇUKLULARI