YENİÇERİ OCAĞININ KURULMASI - TARİH 10 3. ÜNİTE DEVLETLEŞME SÜRECİNDE SAVAŞÇILAR VE ASKERLER 3. KONU

Tarih ders notları, yks tarih ders notları, ayt tarih ders notları, tyt tarih ders notları, tarih özet, tarih 9 ders notları, tarih 10 ders notları, tarih 11 ders notları, inkılap tarihi ders notları, çağdaş Türk ve dünya tarihi ders notları, güncel tarih ders notları, özet konu anlatım, kısa tarih, yeni kitaba göre hazırlanmış ders notları, yeni müfredat tarih , tarih pdf

YENİÇERİ OCAĞININ KURULMASI


PENCİK-DEVŞİRME SİSTEMİ VE YENİÇERİLER
Kapıkulu Piyadeleri
Acemi Ocağı
Yeniçeri Ocağı
DEVŞİRME KANUNU
KAPIKULU SÜVARİLERİ

PENCİK-DEVŞİRME SİSTEMİ VE YENİÇERİLER

Rumeli’deki toprakları genişlemeye başlayan Osmanlı Devleti, daha fazla askere ihtiyaç duydu. 
Batı yönünde süratle ilerleyen fetihlerin devamı için Anadolu’nun Türk ve Müslüman unsurlarının yanında, hem Osmanlı saltanatını koruyacak hem de daima silah altında bulunacak bir asker ocağının kurulmasına karar verildi. 
Bu amaçla savaşlarda elde edilen erkek esirlerin beşte biri (pencik) ile Hristiyan tebaasından devşirme sistemiyle oluşturulan yeni bir ordu kuruldu. 

I. Murad Dönemi’nde, Kazasker Çandarlı Halil Paşa’nın tavsiyesi ile kurulan kapıkulu askerleri, piyadeler ve süvariler şeklinde iki kısma ayrılırdı.


a) KAPIKULU PİYADELERİ 

Acemi Ocağı 
Acemi Ocağı, yeniçeri Ocağına asker yetiştirmek için ilk olarak 
Gelibolu’da kuruldu. Acemi Ocağına iki şekilde asker alınırdı. 
Bunlardan biri savaşlarda esir edilen, genelde on sekiz yaşından küçük, ruhen ve bedenen sağlıklı gençlerin beşte birinin (pencik) vergi karşılığı devlet hizmetine alınması şeklinde oluşturulan “pencik sistemi”, diğeri ise “devşirme sistemi”dir.
Pencik, Farsçada 1/5 anlamına gelir. Pencik Kanunu’na göre Osmanlı Devleti’nin fethettiği bölgelerden alınan esirlerin 1/5’i padişahın olurdu. Devlet, esir başına 125 akçe paha biçerdi. Devletin, Pencik Kanunu’yla komutan ve gazilerden topladığı köle başına düşen 25 akçe vergiye ise “pencik resmi” denirdi. 

Pencik resmi altında toplanan esirlerden önce erkek olanları ayrılırdı. Sonra fiziksel durumlarına göre herhangi bir sakatlığı olmayan ve ileride Yeniçeri olması hedeflenenler “pencik oğlanı” olarak altı sınıfa alınırdı.

Pencik oğlanlarından eli yüzü ve karakteri düzgün olanlardan bazıları sarayda “iç oğlanı” olarak alınarak saray eğitimine tabi tutulurlardı. Geriye kalanlar ise Anadolu’da belli Türk çiftçilerinin yanına verilerek Yeniçeri olmadan önce Türk ve İslam kültürünü öğrenirlerdi.
Acemi Ocağına asker alınmasının diğer bir yolu da devşirme sistemidir.
Genelde Rumeli’de Hristiyan tebaadan yapılan bu uygulamada öncelikle gönüllü olarak devşirilmek istenenlerin çocukları alınırdı. Tek erkek çocuğu olan ailelerden devşirme yapılmazdı. 8 yaş altı ve 20 yaş üstü devşirilemez. Devşirme olarak alınan çocuğun köyü, kazası, sancağı, baba ve anasının isimleri, doğum tarihi, eşkali bir deftere yazılırdı. En az üç, en fazla sekiz sene eğitilen çocuklar Acemi Ocağına gönderilirdi. 

Acemi Ocağında dinî, ilmî ve askerî eğitimden geçirilen devşirmeler ‘’ çıkma’’ veya ‘’ kapıya çıkma’’ adıyla yeniçeri ocağına alınırlardı.

Yeniçeri Ocağı

I. Murad Dönemi’nde bizzat padişahın hizmetinde bulunacak 
daimi ve profesyonel bir ordu kuruldu (1362). 
Yeniçeri Ocağı, barış zamanlarında Edirne’de ve saray çevresinde dururdu. 
İstanbul’un fethinden sonra İstanbul’da iki yeniçeri kışlası yapıldı. (İstanbul’daki kışlalardan biri Şehzade Camisi civarında, diğeri Aksaray tarafındaydı.). 
Yeniçeriler başlarına börk denilen özel bir serpuş giyer; silah olarak da ok, yay, kılıç, hançer, balta; ateşli silahların yayılmasından sonra ise tüfek kullanırlardı.
Yeniçeriler savaşta padişahın yanında ve merkezde savaşırlar, üç ayda bir “ulufe”
denilen maaş alırlar ve askerlikten başka bir işte çalışmazlardı.

Yeniçeri Ocağının en büyük komutanı “Yeniçeri ağası”ydı. Yeniçeri ağası ocakla ilgili işleri görmek üzere “Ağa Divânı” adı verilen bir divan kurar ve ocakla ilgili davaları dinlerdi.

Gulam sistemi

Osmanlı Devleti’nin uygulamış olduğu devşirme sistemine benzer bir uygulama önceki dönemlerde Abbasiler ve Selçuklular tarafından uygulanmıştı. 
“Gulam sistemi” adı verilen bu uygulamada, savaş esirleri arasından seçilenler ile bazı bölgelerden toplanan küçük yaştaki çocuklar, yeteneklerine göre yetiştirilecekleri “gulamhane” denilen merkezlere getirilirlerdi. 
En önemli gulam yetiştirme merkezi ise saraydı. 
Burada askerî konuların yanında yönetim ve protokol kuralları ile ilgili eğitim de verilirdi. Gulamların çoğunluğunu Türkler oluştururdu. 

Halifenin veya Selçuklu sultanlarının özel muhafız ordusu olan gulamlar aynı zamanda hükümdarla birlikte savaşa katılır ve olası ayaklanmaların bastırılmasında aktif rol oynarlardı.


Gulam sistemi ve Yeniçeri Ocağı

Osmanlı Devleti, yeniçeri olacak adayların belirlenmesi gulam sistemine göre daha planlı bir şekilde yapıldı. Öyle ki devşirilen çocukların her türlü özellikleri ve kişisel bilgilerini en ince ayrıntısına kadar devletin resmî kayıtlarına geçirildi.
Dönemin şartlarına göre profesyonel bir askerî yapıya kavuşturulan Yeniçeriler, Osmanlı merkezî devlet yapısını ve dolayısıyla da saltanatın devamlılığını güçlendirdi.
Osmanlı Devleti, Yeniçeriler sayesinde profesyonel ve daimi bir ordu kurdu. 
Nitekim Yeniçeriler aldıkları eğitim ve disiplin sayesinde, dönemin Türk devletleri ile Avrupa ordularından askerî güç ve teşkilat açısından büyük ölçüde ayrıştı. 
Osmanlı Devleti, aynı zamanda yeniçeriler sayesinde diğer Türk devletlerine ve Avrupa’ya karşı askerî ve siyasi üstünlük sağladı.

b) KAPIKULU SÜVARİLERİ

Kapıkulu süvarileri, merkez ordusunun en itibarlı atlı birlikleriydi. İlk zamanlarda buraya nüfuzlu devlet adamlarının ve kumandanlarının çocukları alınırdı. 
I. Murad Dönemi’nde Kapıkulu Süvarileri, devşirme sistemine dâhil olarak “sipahi” ve “silahtar” adıyla iki bölük şeklinde yeniden düzenlendi.
 Daha sonraları sağ ve sol ulufeciler ile sağ ve sol gariplerin de ilavesiyle Kapıkulu süvari bölüklerinin sayısı altıya çıktı bu yüzden bunlara “Altı Bölük”de denildi.
Kapıkulu süvarileri, savaş ve seferlerde padişahı korur; padişahın silahlarını, Osmanlı sancağını ve hazinesini taşırlardı. Yeniçerilere göre daha itibarlı bir konuma sahiplerdi.









Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

2019- 2020 TARİH DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANLAR

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DENGE STRATEJİSİ (1774-1914) 1. BÖLÜM SLAYT