BOYLARDAN DEVLETE - TARİH 9 4. ÜNİTE İLK VE ORTA ÇAĞLARDA TÜRK DÜNYASI 2. KONU

Tarih ders notları, yks tarih ders notları, ayt tarih ders notları, tyt tarih ders notları, tarih özet, tarih 9 ders notları, tarih 10 ders notları, tarih 11 ders notları, inkılap tarihi ders notları, çağdaş Türk ve dünya tarihi ders notları, güncel tarih ders notları, özet konu anlatım, kısa tarih, yeni kitaba göre hazırlanmış ders notları, yeni müfredat tarih , tarih pdf


BOYLARDAN DEVLETE

Boydan Devlete
Türk Devletlerinde Gücün Meşruiyet Kaynağı
Kut 
Gücün Maddi ve Temel Kaynakları
Güç Paylaşımı ve Yönetim
Asya Hun Devleti (MÖ 220-MS 216)
I. Kök Türk Devleti (552-630)
II. Kök Türk Devleti (682-742)
Uygur Devleti (744-840)
İlk Türk Devletlerinde Töre

Türk Kitabelerine Göre Güç ve Yönetim Anlayışı
BOYLARDAN DEVLETE

Ana yurtta kurulan ilk Türk devletleri, boy birliği şeklinde ortaya çıkmıştır. Eski Türk toplumunun sosyal yapısı; oguş (aile), urug (aileler birliği), boy (ok), budun (millet) ve il (devlet) şeklinde birbirine sıkı sıkıya bağlı olan unsurlardan meydana gelmiştir.
İlk Türk devletleri, boylar arasında birlikteliği sağladıkları dönemlerde, güçlerinin zirvesine ulaşmıştır. 
Örneğin Asya Hun Devleti’ne en parlak dönemini yaşatan Mete Han, yirmi altı boyu Türk tarihinde ilk kez tek bayrak altında toplamıştır. 

I. Kök Türk Devleti’nde Mukan Kağan, Türk boylarını hâkimiyeti 
altına alarak devletine en güçlü dönemini yaşatmıştır.
II. Kök Türk Devleti zamanında Kapgan Kağan yine Orta Asya’daki tüm Türk boylarını bir bayrak altında toplayarak gücüne güç katmıştır. 
Uygur Kağanı Moyen-Çor ise Hun ve Kök Türk dönemlerinde olduğu gibi öncelikle Orta Asya’daki boyları kendine bağlamıştır.
İlk Türk devletlerinin kurulması ve güçlenmesinde etkili olan boylar, bu devletlerin zayıflamasında da önemli rol oynamıştır.
Boyların isyan etmesi ve budun birlikteliğinin bozulması, Türk devletlerinin güç kaybetmesine neden olmuştur

TÜRK DEVLETLERİNDE GÜCÜN MEŞRUİYET KAYNAĞI

KUT NEDİR?

Türklerde devleti yönetme yetkisinin kağana, Gök Tengri tarafından verildiğine inanılırdı. İlk Türk devletlerinde siyasi iktidar kavramı “kut” tabiri ile ifade edilmiştir. Tanrı, Türk kağanına kut vererek hükümdarlık gücü ve yetkisi bahşetmiştir.
Türklerde kağan olabilmek için Gök Tengri tarafından kut verilmiş bir aileye mensup olmak gerekirdi. Bu aileler belli olup Hunlarda Tu-ku, Kök Türklerde Aşina ve Uygurlarda Yağlakâr ailesidir.
Tanrının iradesinin hangi hanedan üyesi üzerinde olduğu da ancak taht için yapılan bir mücadele sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Eski Türklerde kuta sahip olan hanedan üyeleri arasında kağan seçmek için kurultay toplanmıştır.

KAĞAN

Türklerde kağan, hem bütün devlet teşkilatının başı hem de toplumun lideri durumundaydı. 
O, devletin başı olarak iç ve dış siyaseti düzenler, savaş ve barışa karar verir, ordulara komutanlık eder, elçiler gönderir ve elçileri kabul ederdi. 
Türk devletlerinde hükümdarlara; şanyü, tanhu, han, yabgu, ilteber, idikut, erkin ve kağan gibi unvanlar verilmişti.
Hunlardan itibaren Türklerde bazı hükümdarlık sembolleri de görülmektedir. Bunlar; taht, davul, otağ, kotuz, tuğ ve yaydır. 
Kağan ülkeyi idare eder, töre koyabilir ve gerektiğinde yargılama da yapabilirdi.


GÜCÜN MADDİ VE TEMEL KAYNAKLARI

Orta Asya’da bozkırların kışı çok soğuk ve kar fırtınalı, yazı ise genellikle sıcak ve kuraktır. Yazın ara sıra şiddetli sağanaklar olsa bile yaşanan bu kuraklığı gideremezdi.
Bozkırın bu sert yapısı, bölgede yaşayan kavimleri etkilemiş ve konar-göçer hayat tarzının ortaya çıkmasını sağlamıştır. 
Bozkır, adaların ve vahaların dışında insanlara kalıcı bir yerleşme ve dinlenme imkânı tanımamıştır.
Konar-göçerler, ulaşımda ve göçlerde atı kullanarak bu zorlu koşulların üstesinden gelmiştir.
Bozkırın atlı göçebeleri, çabucak organize olabilen savaşçı bir toplum yapısına sahiptir.


Hunlar, Kök Türkler ve Uygurlar yazın yaylak denilen serin, sulak, otlağı bol yüksek yaylalarda; kışın ise kışlak denilen daha ılık ova ve vadilerde yaşamıştır.
Çok kalabalık gruplar hâlinde yola çıktıklarında atlardan, develerden ve arabalardan oluşan kervanları kullanmıştır.
Zamanla Çinlilerle fazla yakınlaşılması ve Maniheizm’i kabul etmesi, Uygurların hayat tarzını değiştirmiştir. Bu nedenle Uygurlarda, toplumsal yapı hızlı bir değişim göstermiş ve şehirleşmeye doğru bir eğilim başlamıştır. 
Bunun yanında konar-göçer yaşamın da devam etmesi Uygurlarda bozkırlı ve şehirli olmak üzere iki farklı hayatın ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bozkır kültürünün ögelerinden atı kullanan ve demiri işleyen Türkler, askerî bakımdan çevresindeki milletlere üstünlük sağlamıştır. 
Türk ordusu, ücretli askerlerden değil her an savaşabilecek durumda olan süvarilerden kurulmuştur.


GÜÇ PAYLAŞIMI VE YÖNETİM 

KURULTAY (TOY) NEDİR?

Türk devlet teşkilatında kurultay (toy); siyasi, kültürel, hukuki ve ekonomik konularda genel kararlar alan ve devlet yönetiminin temelini oluşturan en yüksek kuruluştu.
 Kağan, hanedan üyeleri, hatun, aygucı ve boy beylerinden oluşan kurultay, genellikle yılda üç kez toplanarak devlet işlerini görüşürdü.
Kurultay’ın üyelerine “toygun” denilirdi. 
Kurultay, kağanın seçimi veya görevden alınmasında da etkiliydi. 
Kağan, kurultayın doğal başkanıydı ve kağanın olmadığı zamanlarda
 aygucı (başbakan) kurultaya başkanlık ederdi.
Kurultay kararlarının uygulanmasını sağlamak ve takip etmek 
için buyruklardan (bakan) oluşan bir ayukıya (hükûmet) ihtiyaç 
duyulmuştur

İKİLİ TEŞKİLAT

İlk Türk devletlerinde ülkenin yönetimi, Hunlardan itibaren devlet yönetiminde kolaylık sağlamak amacıyla doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. 
İkili teşkilatlanma denilen bu sistemde, kağan, doğuda otururken batının yönetimi hükümdar ailesinden önde gelen bir kişiye, genelde kağanın kardeşine bırakmıştır. 
Batı’daki yabgu unvanlı yönetici, Doğu’daki kağana bağlı olarak töre hükümlerini yürütmüştür.
Fakat yabgu karar ve icraatında tamamen serbesttir. Tıpkı bir devlet başkanı gibi o da elçiler göndermiş, kabul etmiş ve başka devletlerle anlaşmalar yapmıştır.

ÜLÜŞ NEDİR?

Türk kağanını kut yani siyasi iktidar ile donatan Gök Tengri, ona iktisadi güç anlamına gelen “ülüş” bağışlamıştır. 
Ülüş, Türkçe “üleşmek” fiilinden çıkmış bir isim olup “pay, hisse, nasip, kısmet” anlamına gelmektedir. 
Tanrı, “ülüş” bağışı ile Türk ülkesinde bolluk ve bereketi artırmıştır. Türk kağanı da bu gücü halkın lehinde kullanarak elde ettiği maddi varlığı adil bir şekilde halka dağıtmıştır.

ASYA HUN DEVLETİ  (MÖ 220-MS 216)

Asya Hun Devleti tarihte bilinen ilk Türk devletidir. 
Devletin merkezi Ötüken’dir. 
Hunların bilinen ilk kağanı, “büyüklük ve genişlik” anlamına gelen Şan-yü veya
Tan-hu unvanını taşıyan Tuman (Teoman)’dır.
Mete Han MÖ 209’da babası Tuman’ı tahttan indirerek Hunların başına geçmiştir. 
Mete Han, Türkçe konuşan ve Türk soyundan olan toplulukları ilk kez Hun hâkimiyeti altında toplamıştı.
Mete Han’dan sonra Çin entrikaları sonucunda Hun Devleti, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı (MÖ 54).

Çi-çi önderliğindeki Batı Hunları’na MÖ 36’da Çin İmparatorluğu son verdi.
Daha önceden Ho- han-yeh önderliğinde Çin hâkimiyeti kabul eden  Doğu Hunları ise miladın ilk yıllarından itibaren yavaş yavaş toparlanmaya başlayarak tekrar bağımsızlıklarını kazandı.
Ancak taht kavgaları nedeniyle Hunlar, Güney ve Kuzey olmak üzere tekrar ikiye ayrıldı.
Kuzey Hunları, bölgedeki diğer kavimlerin baskısına dayanamayarak 155 yılından sonra Moğolistan’ı boşaltmak zorunda kaldı.
Böylece Türk ana yurdundaki Hunların siyasi varlığı tamamen sona erdi. 
Çin egemenliği altında bulunan Güney Hun Devleti’ne ise Çin İmparatorluğu son verdi (216).

I. KÖK TÜRK DEVLETİ (552-630)

Tarihte Türk adını ilk defa resmî devlet ismi olarak kullanan Kök Türkler, Bumin
Kağan liderliğinde Asya Hun Devleti’nin yıkılışından sonra bölgede kurulmuş olan Avar Devleti’ni yıkarak 552 yılında kuruldu. 
Bumin Kağan, İl Kağan unvanını alarak ülkenin batı kısmının idaresini kardeşi İstemi Yabgu’ya verdi.
Mukan Kağan zamanında Kök Türk Devleti her yönüyle parlak bir dönem yaşadı.
Mukan Kağan’dan sonra kardeşi Taspar Kağan (Ta-Po) devletin başına geçti. Taspar Kağan’ın ölümünden sonra yaşanan taht kavgaları sırasında Kök Türk Devleti sarsıldı.
Devletin batı tarafını babası İstemi’den sonra idare etmeye başlayan Tardu, meydana gelen anlaşmazlıklardan yararlanarak 582 yılında Batı Kök Türk Devleti’nin bağımsızlığını ilan etti.
630 yılında Doğu Kök Türk Devleti Çin tarafından yıkıldı. Batı Kök Türk Devleti ise 630 yılında Çin’e bağlı birçok beyliğe ayrıldı.

II. KÖK TÜRK DEVLETİ  (682-742)

630 yılında Çin hâkimiyetine girdikten sonra birçok Türk beyi Çin’e karşı isyan
etti. Bunların en önemlisi Çin sarayını basmak isteyen Kürşat 639 yılındaki baş kaldırışıdır. Ancak bu girişim başarısız kaldı.
Nihayet Kök Türkler, Kutluk önderliğinde 682 yılında zafere ulaşılarak II. Kök Türk (Kutluk) Devleti resmen kurdular.
Kutluk Kağan, devleti derleyip toplayan anlamına gelen “İlteriş” unvanını aldı. 
Tonyukuk ise “Apa Tarkan” unvanını alarak bütün askerî ve idari işlerin planlanmasında İlteriş Kağan’ın en büyük yardımcısı oldu.
İlteriş Kağan’ın ölümü üzerine tahta geçen kardeşi Kapgan Kağan, Türk
boylarını hâkimiyet altına aldı.
Kapgan Kağan’ın sert tutumu ve Çin entrikaları nedeniyle devlete bağlı boylar
birer birer isyan etmişti.

İsyanların birinde Kapgan Kağan’ın öldürülmesi üzerine yerine 
oğlu İnel tahta çıkmıştı.
Fakat İnel’in kağanlığı yetersiz bulunmuş ve onun yerine İlteriş’in oğlu Bilge, kağanlığa; Kül Tigin ise komutanlığa getirilmişti.
Bilge Kağan’dan sonra devletin başına geçen kağanların yetersiz olmaları zamanla devleti zaafa uğrattı. 
II. Kök Türk Devleti, 742’den itibaren yaşanan isyanlarla zayıfladı. Sonuçta Basmil, Karluk ve Uygurlar birleşerek II. Kök Türk Devleti’ne son verdi.
II. Kök Türk Devleti zamanında dikilen Orhun Abideleri Türklere ait bilinen en eski yazılı eserdir.

UYGUR DEVLETİ (744-840)

Orhun ve Selenga bölgesinde yaşayan Uygurlar, Karluk ve Basmil boyları ile birlikte II. Kök Türk Devleti’ne son vermiştir. 
744 yılında Kutluk Bilge Kül Kağan, merkezi Karabalgasun olan bağımsız Uygur Devleti’ni kurmuştur.
Üç yıl sonra Kutluk Bilge Kül Kağan ölmüş ve yerine oğlu Moyen Çor geçmiştir.
Moyen Çor’dan sonra hükümdar olan Bögü Kağan, Mani dinini kabul etmiştir.
Uygurları hareketsizliğe, et yememeye, savaş yapmamaya teşvik eden bu din onların savaşçı özelliklerinin zayıflamasına neden olmuştur. 
Fakat Uygurların bilim, sanat ve edebiyattaki ilerlemelerine etki etmiştir.
Uygurlar yerleşik hayata geçen ilk Türk devletidir.
Çin entrikaları sonucu zayıflayan Uygur Devleti’ni 840’ta Kırgızlar yıkmıştır.

840 Kırgız yenilgisinden sonra başka bölgelere göç etmek zorunda kalan Uygurlar, zamanla gittikleri yerlerde yeni devletler kurdular. 
Bunlardan ilki Çin’in kuzeyine göç eden Sarı (Kansu) Uygurları’dır.
Sarı Uygurlar günümüzde Kuzeybatı Çin’de yaşamaya devam etmektedir. 
Diğer devlet ise Beşbalık, Turfan, Hoça ve Kaşgar‘ı içine alan Turfan Uygur Devleti’dir.
Turfan Uygurları, günümüzde Çin’e bağlı Doğu Türkistan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşamaktadırlar.

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE TÖRE

İlk Türk devletlerinde hukukun temelini ve kaynağını “töre” oluşturmuştu.
Töre; sosyal düzeni sağlayan örf, âdet, gelenek ve ahlaki değerlerden beslenerek ortaya çıkmış sözlü kurallardır.
Törenin oluşumunda; kut anlayışı ile kağanlar tarafından konulan kurallar, kurultaylarda alınan kararlar ve toplum içinde yavaş yavaş oluşan gelenekler etkili olmuştur.
Türk kağanları ülkelerinde adaletin sağlanmasına büyük önem vermiştir.
Devlet teşkilatlanmasında düzenleyici bir role sahip olan töre, kağanın hem keyfî hareket etmesini engellemiş hem de halkına adil davranması için bir kontrol mekanizması olmuştur.

TÜRK KİTABELERİNE GÖRE GÜÇ VE YÖNETİM ANLAYIŞI

Yenisey Yazıtları’nda yazıt kahramanının yaptığı işlerden bahsedilmiştir. Bu yazıtlardan kişi, boy ve halk adları öğrenilmektedir. 
Bir siyasetname örneği olan Orhun Yazıtları, Türklerin devlet ve yönetim anlayışı ile ilgili önemli bilgiler içermektedir.
Orhun Yazıtlarına göre gökyüzü ve yeryüzü yani bütün dünya Türk devletinin mekânını oluşturmaktadır. 
Türk kağanları ise “cihanşümul” yani bütün dünyanın hükümdarı konumundadır.
Yazıtlara göre dünya hâkimiyeti, Tanrı tarafından Türk kağanlarına bir görev olarak verilmiştir.
Yazıtlarda ilk Türk devletlerindeki egemenlik anlayışının ilahi kaynaklı olduğu görülmektedir. Yazıtlarda kağanların millete karşı sorumlu olduğunu ve millete hesap verdiğini gösteren örnekler de bulunmaktadır.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

2019- 2020 TARİH DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANLAR

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DENGE STRATEJİSİ (1774-1914) 1. BÖLÜM SLAYT