İSLAMİYET’İN DOĞDUĞU DÖNEMDE DÜNYA TARİH 9 5. ÜNİTE İSLAM MEDENİYETİNİN DOĞUŞU 1. KONU

Tarih ders notları, yks tarih ders notları, ayt tarih ders notları, tyt tarih ders notları, tarih özet, tarih 9 ders notları, tarih 10 ders notları, tarih 11 ders notları, inkılap tarihi ders notları, çağdaş Türk ve dünya tarihi ders notları, güncel tarih ders notları, özet konu anlatım, kısa tarih, yeni kitaba göre hazırlanmış ders notları, yeni müfredat tarih , tarih pdf

İSLAMİYET’İN DOĞDUĞU DÖNEMDE DÜNYA
Hz. Muhammed dönemi kronolojisi
İslamiyet’in doğduğu dönemde Arap Yarımadası ve çevresi
Bedevilik (Göçebelik)
Hadarilik (Şehirlilik)

Hilfu’l-Fudûl

HZ. MUHAMMED DÖNEMİ KRONOLOJİSİ


Hz. Muhammed, 571 yılında Mekke şehrinde doğmuştur.
610 Hz. Muhammed’e peygamberliğin gelişi
615 Müslümanların Habeşistan’a hicret etmesi
622 Müslümanların Medine’ye hicret etmesi
622 Medine Sözleşmesi
624 Bedir Savaşı
625 Uhud Savaşı
627 Hendek Savaşı
628 Hudeybiye Barışı
629 Hayber’in Fethi
629 Mute Seferi
630 Mekke’nin Fethi
630 Huneyn Seferi
630 Taif Seferi
631 Tebük Seferi
632 Veda Haccı ve Hz. Muhammed’in vefatı

İSLAMİYET’İN DOĞDUĞU DÖNEMDE 
ARAP YARIMADASI VE ÇEVRESİ

Hz. Muhammed, 571 yılında Arap Yarımadası’nın önemli 
merkezlerinden olan Mekke şehrinde doğmuştur.
Arap Yarımadası; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine yakın olduğu önemli bir noktada bulunmaktadır.
Arabistan toprakları çöllerle kaplı olduğu ve ekonomik getirisi fazla olmadığı için
büyük devletlerin ilgisini çekmemiş ve istilalara uğramamıştır.
Bu dönemde, Arabistan ve çevresinde dönemin iki büyük gücü olan Doğu Roma ve Sasani imparatorlukları hüküm sürmektedir. Bunların dışında Afrika’da, Kızıldeniz’in kıyılarında ise Habeş Krallığı kurulmuştur. 
Türklerin yoğun olarak yaşadığı Orta Asya bölgesinde ise Kök Türk Devleti hüküm sürmektedir. Bu dönemde Türkler ve Araplar, ticari amaçla yaptıkları seyahatlerde karşılaşmıştır.

ARAP TOPLUMU

Arap toplumu; çöllerde göçebe bir hayat süren bedeviler, köyler ve şehirlerde yerleşik bir yaşam tarzına sahip hadari denilen insanlardan oluşmaktadır. 
İslamiyet öncesi Arabistan’da insanlar; hürler, köleler ve mevaliler olmak üzere üç sosyal sınıfa ayrılmıştı. 
Herhangi bir hakka sahip olmayan köle ve cariyeler (kadın köleler) alınıp satılabilir, miras olarak bırakılabilir ve günlük işlerde çalıştırılabilirdi.
Bir köle azat edilirse mevali denilen sınıfa geçmiş olurdu.
Bir erkek çok sayıda kadınla evlenebilir ve eşlerini kolayca boşayabilirdi.
İnsani hakların çoğundan yoksun bırakılan kadınlar, mirastan da pay alamazdı.
Araplar, haram aylar olarak kabul edilen zilkade, zilhicce, muharrem ve recep ayında savaş yapmazlardı. Bu aylarda yapılan savaşlara Ficar Savaşları denilirdi.

İslamiyet’ten önce Arabistan’da; 
Nebatiler, Tedmür, Gassani, Main, Hire, Sebe gibi devletler yaşamıştı. 
Arap Yarımadası’nda siyasi birlik yoktu. Toplum kabilelerden oluşurdu.
Kabilelerin başında “şeyh” veya “seyyid” denilen kabilenin büyüğü bulunurdu.
Kabileler arasında özellikle kan davalarına dayanan savaşlar sık görülürdü.
Arabistan genelinde inanış olarak Putperestlik hâkimdi. 
Bunun yanı sıra Hristiyanlık, Musevilik ve Haniflik (Hz. İbrahim’in dini) dinlerine inananlar da vardı.
İslamiyet öncesi döneme “Cahiliye Dönemi” denmesinin sebebi, insanların okuma-yazma bilmemesi değildir. Medeniyet bakımından geri kalmaları, bilgisizlik ve gaflet içerisinde bulunmaları, putlara tapmaları, kadınlara yönelik kötü tutumları nedeniyle böyle isimlendirilmiştir.

ARABİSTAN YARIMADASI’NDA EKONOMİ

Arabistan Yarımadası’nda ekonomi tarım, 
hayvancılık ve ticaret üzerine kuruluydu.
Başta Mekke olmak üzere yarımada genelinde en belirgin geçim kaynağı ticaretti.
Mekke, İslamiyet öncesinde de dinî bir merkez olduğu için Araplar buraya gelenlerle yoğun bir ticari münasebet kuruyordu.
Günümüzdeki fuarlara benzeyen panayırlar, Arabistan ticaretinde önemli bir yer tutardı. Bu panayırlar, ekonomik hayatın olduğu kadar sosyal hayatın da önemli bir parçasıydı. Özellikle kabileler arasındaki birçok problem buralarda çözülürdü. 
Panayırlarda edebî sohbetler yapılır, şairler en güzel şiirlerini buralarda okurdu. Bu şiirlerden beğenilenler Kâbe’nin duvarına asılırdı.
Hilfu’l-Fudûl: Resûlullâh’ın Câhiliye devrinde tasvîp edip katıldığı tek cemiyet, “Hılfü’l-Fudûl”dür. Çünkü bu bir adâlet cemiyeti idi. Zulüm ve haksızlığa mânî olmak için kurulmuştu. 

Not: Ünitenin devamına www.tarihkursu.com /ders notları bölümünden ulaşabilirsiniz.











Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DENGE STRATEJİSİ (1774-1914) 1. BÖLÜM SLAYT

22- YERLEŞME VE DEVLETLEŞME SÜRECİNDE SELÇUKLU TÜRKİYESİ,ANADOLU'DA KURULAN İLK TÜRK BEYLİKLERİ, TÜRKİYE SELÇUKLULARI