II. DÜNYA SAVAŞI’NIN SİYASİ VE EKONOMİK SONUÇLARI




Tarih ders notları, yks tarih ders notları, ayt tarih ders notları, tyt tarih ders notları, tarih özet, tarih 9 ders notları, tarih 10 ders notları, tarih 11 ders notları, inkılap tarihi ders notları, çağdaş Türk ve dünya tarihi ders notları, güncel tarih ders notları, özet konu anlatım, kısa tarih, yeni kitaba göre hazırlanmış ders notları, yeni müfredat tarih , tarih pdf



2. ÜNİTE II. DÜNYA SAVAŞI

II. DÜNYA SAVAŞI’NIN SİYASİ VE EKONOMİK SONUÇLARI


İki Kutuplu Dünya Düzeninin Ortaya Çıkması

- Müttefikler tarafından II. Dünya Savaşı’nın kazanılmasından sonra Nazizm ve faşizm gibi akımlar tasfiye edildi.
- 1946’da Paris’te düzenlenen Barış Konferansı’nda İtalya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve Finlandiya’nın durumları belirlendi.
-Bu devletler toprak kayıplarını kabul ettiler.
-Potsdam’da kararlaştırılan nüfus değişimi 1945 sonbaharında uygulanmaya başlandı.
-İtalya, Afrika’daki bütün topraklarını kaybetti.
-Ayrıca 1947 Paris Antlaşması ile Oniki Ada’yı Yunanistan’a bıraktı.
- Almanya silahtan arındırıldı, sınırları daraltıldı ve askersizleştirildi.
-Avusturya, Almanya’dan ayrıldı.
-Almanya ve başkenti Berlin, Potsdam’da alınan karara göre dört işgal bölgesine ayrıldı. Yerel yönetimler İngiliz, Amerikalı, Fransız ya da Sovyet subayların başkanlığındaki komitelere bırakıldı.
-Müttefikler Batı Almanya’da seçimleri yaptırarak Bonn merkez olmak üzere 1949’da Federal Almanya Cumhuriyeti’ni (Batı Almanya) kurdular.
-Sovyetler Birliği buna karşılık Berlin başkent olmak üzere Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ni kurdu.
- Avusturya ve başkenti Viyana, Almanya gibi dört işgal bölgesine ayrıldı. Dört işgalci güçle imzalanan barış antlaşması (1955) ile Avusturya’da cumhuriyet yönetimi tam egemenlik kazandı.
-İki büyük ideolojinin arasında kalan Polonya’da sivil kayıplar dört beş milyon civarında oldu.
-Nazi iktidarı Polonya’da iki buçuk milyondan fazla Yahudi’yi öldürmüştü.
-Stalin, Yalta’daki taahhütlerini bozarak özgür seçimleri sürekli erteledi ve Polonya’da Lublin Polonyalıları adıyla bilinen geçici kukla bir hükûmet kurdu.
- Churchill’in ilk kez 1946’da kullandığı Demirperde kavramı 1947’de Kominform’un hayata geçmesi ile gerçekleşti.
-II. Dünya Savaşı sonrası ABD ile SSCB arasında yaşanan ideolojik ayrılık Batı ve Doğu bloklarının ortaya çıkmasına neden oldu.
-İngiltere, Hollanda, Fransa, Belçika ve Portekiz sömürge imparatorluklarının dağılması savaşı takip eden yıllarda gerçekleşti.
-1945’te doğan iki süper güç SSCB ile ABD, Soğuk Savaş’ın ya da karşılıklı barışın hâkim olduğu yarım yüzyıllık dönemde dünyaya yön vermeye başladı.

Kuruluşundan Günümüze Birleşmiş Milletler
- Birleşmiş Milletler kavramını ilk kez kullanan ise ABD Başkanı F. D. Roosevelt’tir.
-II. Dünya Savaşı devam ederken İngiltere ve ABD’nin yayımladıkları Atlantik Bildirisi’ndeki kararlar Birleşmiş Milletler Bildirisi’nde aynen kabul edilmiştir..
-Yalta Konferansı’nda BM Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri için veto ilkesi kabul edilmiştir.
-San Francisco Konferansı’na kadar Mihver Devletler’e savaş ilan edenlerin kurucu üye olarak kabul edilecekleri ortaya konmuştur.
-24 Ekim 1945’te Türkiye’nin de dâhil olduğu 51 devlet, Birleşmiş Milletler adı verilen uluslararası örgütü kurmuştur.
- Birleşmiş Milletler, barışı ve uluslararası güvenliği sağlamanın ötesinde temel insan hakları, cinsiyet eşitliği ve bütün halkların sosyal ve ekonomik refahını temin etmekle de sorumludur.
-Soğuk Savaş sonrası müdahalede bulunmadığı Bosna-Hersek, Somali ve Irak olayları BM’ye yönelik olumsuz değerlendirmelere yol açmıştır.
-Teşkilatın kendi içindeki adil olmayan yapılanması ve dünyada yaşanan olaylar karşısındaki yetersizlikleri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür.” sözüyle eleştirmiştir.

Orta Doğu’nun Yeniden Şekillenmesinde Emperyalist Güçler
-Orta Doğu’da yaşanan çatışmaların ana sebebi olan Filistin sorunu, Osmanlı Devleti’nin bölgede gücünü kaybetmeye başlaması ve İsrail Devleti’nin kurulması için atılan adımlarla ortaya çıktı.
-Tüm Yahudileri İsrail’de toplamayı hedefleyen Siyonist Hareket, Theodor Herzl önderliğinde 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde Dünya Siyonist Örgütünün ilk kongresini yaptı.
-Kongrenin hedefi Yahudi halkı için bir vatan bulmak ve kendilerine vadedildiğine inandıkları topraklarda İsrail Devleti’ni kurmaktı.
-I. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla Yahudi devletinin kurulmasındaki en büyük engel ortadan kalkmış oldu
-İngiltere 1917’den 1922’ye kadar Filistin’i yönetti.
-Ardından Milletler Cemiyeti tarafından bölge İngiliz mandasına bırakıldı.
-Manda yönetiminin başlamasıyla İngilizler “Filistin toprakları üzerinde İsrail devletinin kurulmasına zemin hazırlayan “ Balfour Deklarasyonu’nun içeriğini hayata geçirmeye başladı.
-İngiltere bölgedeki manda yönetimlerine son verme kararı alarak sorunu
2 Nisan 1947’de BM’ye devretti.
- 21-22 Nisan 1947’de Mısır, Irak, Suriye, Lübnan ve Suudi Arabistan’ın Filistin’deki mandanın sona erdirilmesi ve Filistin’in bağımsızlığına dair teklifleri kabul görmedi.
-İngiltere, BM’den Filistin Özel Komitesi (UNSCOP) oluşturulmasını ve konu ile ilgili rapor hazırlanmasını istedi.
-Komite çözüm için Çoğunluk Planı ve Azınlık Planı olmak üzere iki seçenek ortaya koydu .

Çoğunluk Planı:
-Filistin; Yahudi ve Arap devleti olarak ekonomik bağlarla birbirine bağlı iki devlet olacaktır. Kudüs ortak bölge olarak uluslararası güçlerin kontrolünde olacaktır.

Azınlık Planı:
-Kudüs merkezli Filistin Federal Devleti kurulacaktır. Genel Kurul, 29 Kasım 1947’de yapılan oylamada Arapların muhalefetine rağmen Çoğunluk Planı önerisini kabul etti.

-14 Mayıs 1948’de mandanın sona ermesi sonrası Ben Gurion (Ben Gurion) başkanlığında İsrail Devleti kuruldu.
-Kurulan yeni devlet ABD, SSCB tarafından tanındı.
-Böylece dünya tarihinde ilk kez uluslararası bir kuruluş olan BM’nin oylamasıyla bir devlet kurulmuş oldu.
-Filistinliler 15 Mayıs’ı El Nakba (Felaket Günü) olarak adlandırdılar.
-İsrail’in kuruluşu, yaşanacak Arap-İsrail savaşlarının en önemli sebebi oldu.
- Orta Doğu’da kurulan Arap devletleri İsrail Devleti’ni tanımadılar.
-Araplarla İsrail arasında yaşanan çatışmalardan kaçan bir milyon Filistinli, bir gün geri dönmek umuduyla komşu devletlere göç etmek zorunda kaldı.
-1955 sonrası Mısır’da Cemal Abdul Nasır’ın öncülüğünde yeniden gelişen Arap milliyetçiliği Soğuk Savaş Dönemi’nde bloklar arası bir sorun hâline gelmesine yol açtı.


II. Dünya Savaşı’nın Ekonomik Sonuçları


- Yaklaşık 50 milyon insanın öldüğü, 30 milyon insanın mülteci durumuna düştüğü II. Dünya Savaşı ekonomik alanda da ciddi yıkımlara neden oldu.
-Ülkeler arasında yaşanan bloklaşma ile blokların kendi içlerinde dışa kapalı bir ticarete yönelmeleri uluslararası ticarete olumsuz yansıdı.
-Savaş öncesinde süper güç durumunda olan bazı devletler (Almanya, İngiltere, Fransa, Japonya), savaş sonrasında orta büyüklükte bir yapıya büründü.
-Dünyada ABD ve SSCB olmak üzere iki süper güç ortaya çıktı.
- Ülkelerin savaş öncesindeki millî gelirleri savaş sonrasında 1/3’e, ihracat oranları 1/10’a geriledi.
-Savaşa katılan ülkelerin paraları dolar karşısında ortalama yüz kattan az olmamak üzere değer kaybetti.
- Avrupa ekonomisi %50 küçülürken ABD’de %50 büyüme meydana geldi.
-Savaş sonrası ABD, özellikle SSCB ve komünist rejimin dünyada yayılmasını engellemek için Truman ve Marshall planları ile Türkiye’nin de içinde olduğu Avrupa kıtasına ciddi boyutlarda ekonomik ve askerî yardımlarda bulundu.
-IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşlar ABD liderliğinde organize edildi.

IMF
- Yalta Konferansı’nda oluşturulmak istenen barış ve güven ortamını ABD, SSCB ve İngiltere kendileri açısından değerlendirdi.
- ABD, kurulacak olan uluslararası kuruluşlarda aktif rol alarak barış ve güven ortamını oluşturabileceğine inanıyordu.
-Bretton Woods’da (Biretın Vuds) 44 ülkenin katılımıyla liberal ekonomi ve serbest ticaret zeminine oturtulan Uluslararası Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası (Dünya Bankası) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) kurumları
oluşturuldu.
- Uluslararası Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası (Dünya Bankası): Uzun vadeli yatırım kredileri vermek suretiyle Avrupa devletlerinin yeniden imarını sağlamak ve ödemelerdeki dengesizlikleri gidermek için kurulmuştur.
-Uluslararası Para Fonu (IMF): Avrupa devletlerinde ortaya çıkabilecek geçici ödeme güçlüklerinde kredi vererek uluslararası ticaretin daralmasını önlemek amacıyla Washington merkezli olarak 1945’te resmen kurulmuş
ve 1947’de fiilen çalışmaya başlamıştır.
-IMF’ye üye ülkeler Dünya Bankasına da üye olmak zorundadır.
-2016 itibarıyla 189 ülkeden oluşan birlik ile Türkiye arasındaki ilişkiler 1961’deki Stand-by (Sıtendbay) Anlaşması ile başlamıştır.
-Günümüzde IMF kendisine yüklediği misyon ile küresel finansal düzeni takip etmek, borsa, döviz kurları, ödeme planları gibi konularda denetim ve organizasyon yapmak, aynı zamanda teknik ve finansal destek sağlamak gibi
görevleri bulunan uluslararası bir organizasyona dönüşmüştür




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar