1980’Lİ YILLARDA TÜRKİYE’DEKİ İÇ VE DIŞ GELİŞMELER




Tarih ders notları, yks tarih ders notları, ayt tarih ders notları, tyt tarih ders notları, tarih özet, tarih 9 ders notları, tarih 10 ders notları, tarih 11 ders notları, inkılap tarihi ders notları, çağdaş Türk ve dünya tarihi ders notları, güncel tarih ders notları, özet konu anlatım, kısa tarih, yeni kitaba göre hazırlanmış ders notları, yeni müfredat tarih , tarih pdf

4. ÜNİTE SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ

1980’Lİ YILLARDA TÜRKİYE’DEKİ İÇ VE DIŞ GELİŞMELER

-12 Eylül Askerî Darbesi’nden sonra kapatılan siyasi partiler yerine Millî Güvenlik Konseyinin 24 Nisan 1983 kararı ile yeni siyasi partiler kuruldu.
-Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP), Halkçı Parti (HP) ve Anavatan Partisinin seçimlere katılmasına izin verildi.
-Seçimleri ANAP kazandı ve Turgut Özal, hükûmeti kurmakla görevlendirildi ve 24 Aralık 1983’te göreve başladı.

Siyasi Yaşamın Liberalleşmesi
-12 Eylül sonrası kurulan ilk sivil hükûmet özelliği gösteren ANAP iktidarı, bir yandan askerî müdahalenin ortaya çıkardığı siyasi, ekonomik, toplumsal ve hukuki sorunları ve dış politikadaki olumsuzlukları ortadan kaldırmaya çalışmış, diğer yandan darbe döneminin güçleri ile mücadele etmişti.
-1987’de eski siyasetçilerin siyasi yasakları kaldırıldı.
-12 Eylül 1987’de kesin sonuçları açıklanan halk oylamasından sonra eski siyasetçiler siyasi hayata döndü.
-ANAP (Anavatan Partisi), halk oylaması sonrası erken seçim yapılması kararını aldı.

Siyasi Yaşamın Liberalleşmesi
-1979’da İran-İslam devrimi ve SSCB’nin Afganistan’ı işgali, Türkiye’nin stratejik önemini artırırken Türk-Amerikan ilişkilerinin gelişmesini de sağladı.

-Reagan (Regın) ve Özal’ın neoliberal ve neomuhafazakâr politikaları bu yakınlaşmayı daha da artırdı.

-Özal, Türkiye’nin geleceğinde etkin rol aldı.

-Amerika ile ilişkileri geliştirdi ve Türkiye’nin Amerika’ya daha çok ihracat gerçekleştirmesini ve Türk mallarına uygulanan kotanın kaldırılmasını istedi.

-Özal’ın dış politikası da ekonomi merkezli bir özellik gösterdi.


Türkiye’deki Ekonomik Gelişmeler -24 Ocak Kararları-
-Türkiye, 1980’li yıllarda Özal’ın uyguladığı liberalleşme politikaları ile dünya kapitalizmine ve gelişen Pazar ekonomisine dâhil olmaya başlamıştır.
-24 Ocak Kararları ekonomik istikrar olarak adlandırılırken yüksek oranda zamlara, sıkı bir mali disipline, kamu harcamalarında tasarruf yapılmasına, altyapı çalışmalarının durdurulmasına ve çalışanların ücretlerinin dondurulmasına yol açtı.
-Geleneksel Türk iktisat anlayışını değiştiren bu kararlar, üç önemli alanda (döviz kuru politikası, yurt içi fiyat politikası ve kurumsal reformlar) değişikliklere yol açtı.


Serbest Piyasa Ekonomisi Politikası
-1980’lerin küreselleşen dünyasında iktidara gelen Turgut Özal döneminde karma ekonomi yerine liberal ekonomi ön plana çıktı.
-Küreselleşme en fazla ekonomi alanında kendini hissettirirken devletin sınırlandırılması, ticaretin serbestleştirilmesi, iktisadi hayatta bireysel girişimciliğin özendirilmesi, kamu iktisadi teşekküllerinin özelleştirilmesi ve rekabet koşullarının sağlanması yolunda önemli adımlar atıldı.
-Sermaye Piyasası Kurulu ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının kurulmasını sağladı.

İhracat-İthalat Politikası

-Özal iktidarı döneminde dış ödemeler açığı kapatılmış, dünya ekonomisiyle bütünleşme sağlanmış, dışa açılma politikası ile sanayileşmeye dayalı ihracat artmıştı.
-Yapılan yatırımlar ve hayata geçirilen ekonomik reformlar ile Türkiye 1984’te ihracat artışında dünyada birinci oldu.
-Türkiye’nin gelişmesinde ihracata daha çok ağırlık veren Turgut Özal, ülkeye yabancı sermayenin girişine izin vererek istihdam oluşturmaya çalıştı.


Özelleştirme Politikası
-Serbest piyasa ekonomisi gereği devletin küçülmesini ve devlet tekelindeki işletmelerin özel sektöre devredilmesini savunan Özal, özelleştirmeyi resmî politika hâline getirmiştir.
-Devletin küçültülmesi gerektiğini savunmuştur.
-Özal döneminin en mühim uygulamalarından biri de Katma Değer Vergisi’nin (KDV) 1985’te hayata geçirilmesidir.

Ertuğrul Fırkateyni Olayından Günümüze Türk-Japon İlişkileri
-Osmanlı-Japonya ilişkileri, XIX. yüzyılın son çeyreğinde Japonya’nın girişimleri ile başladı.
-Sultan II. Abdülhamit, Japon İmparatoru Meiji’ye hediyelerini ve dostluk mesajını iletmek için 1890’da Ertuğrul Fırkateyni’ni Japonya’ya gönderdi.
-Ertuğrul Fırkateyni dönüş yolunda Kushimoto (Kuşimoto) açıklarında battı ve 532 denizci yaşamını yitirdi.
-Japon halkı ve yetkililerinin yaralılarımıza ve şehitlerimizin ailelerine yönelik ilgi ve yardımları Türk-Japon dostluğunun temellerini oluşturdu.
-Türkiye Cumhuriyeti ve Japonya, Tokyo ve İstanbul’da karşılıklı büyükelçilikler açtı.
-1929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın yaşandığı dönemde Türkiye ile Japonya arasında ilk ticaret antlaşması imzalandı.
-1930’da Türk-Japon Ticaret ve Denizcilik Antlaşması imzalandı.
-Bu antlaşmalardan sonra Japon Prensi, 1931’de Ankara’da Cumhurbaşkanı Atatürk tarafından kabul edildi.
-II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye ile Japonya arasında 8 Eylül 1951’de San Francisco Barış Antlaşması imzalandı ve Tokyo’da Türk Başkonsolosluğu açıldı.
-Japonya’nın 1956’da BM’ye üye olmasında Türkiye’nin büyük desteği oldu.
-1962’de Türk-Japon Parlamento Dostluk Birliği kuruldu.
-2003 yılı Japonya'da Türkiye Yılı, 2010 yılı da Türkiye’de Japon Yılı olarak kutlandı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar